Ana içeriğe atla

COĞRAFİ KEŞİFLER VE KÜRESEL ÇAPTAKİ ETKİLERİ


Orta Çağın ardından Avrupa’da görülen dini baskının azalması ve merkezi otoritenin güçlenmesi ile birlikte, bilim ve sanata daha çok önem verilmiştir. Merak duygusu bu kadar ön planda iken yeni ticaret yolları ile Asya’daki zengin madenlere ve baharatlara ulaşılabileceği düşünülmüştür. On beşinci yüzyılın başlarından, on yedinci yüzyılın ortasına kadar süren bu keşifler “denizaşırı ticaret” ve “sömürgecilik ile ekonomilerini kalkındırma” fikirlerini ortaya çıkarmıştır. Bu coğrafi keşifler özellikle İspanyollar ve Portekizler tarafından yapılmıştır.  

Coğrafi keşiflerin yapılmasının bazı sebepleri bulunmaktadır. Bilimdeki ilerlemeler sayesinde pusulayı kullanmaya başlamaları, gemicilik ve coğrafya alanında ilerlemeleri en önemli nedenler arasında sayılabilir. Ayrıca Haçlı Seferleri’nin temel amacı olan Doğu’nun zenginliklerini ele geçirme düşüncesi de bu keşifleri yapmaları için büyük bir motivasyon kaynağı olmuştur. Yetenekli ve cesur gemicilerin hırsı da keşiflerde önemli bir role sahiptir. İpek ve Baharat yolları Osmanlı’nın elinde olduğu için Avrupalılar Hindistan’a ulaşabilmek adına yeni yollar aramıştır. Hristiyanlığı yaymak istemeleri ve Dünya’yı daha yakından tanımak istemeleri de keşifler için olan heyecanlarını artırmıştır. Bu kadar çok olumlu yönü olduğu için krallar da coğrafi keşifleri teşvik etmiştir ve onların teşvik etmesiyle yapılacak keşifler daha çok önem kazanmıştır.

Böylesine önemli bir olayın elbette birçok sonucu da bulunmaktadır. Ümit Burnu’nun, Amerika’nın, Hint deniz yolunun keşfedilmesi ve Dünya’nın etrafında dolaşılmış olması olumlu sonuçlar arasındadır. Siyasi sonuçlar arasında ise sömürgeciliğin artması, yeni yolların keşfedilmesi, İpek ve Baharat yollarının eski önemlerini kaybetmeleri ve Avrupalılar zenginleşirken Osmanlı ve İslam devletlerinin ekonomik olarak olumsuz etkilenmesi sayılabilir. Hristiyanlığın yayılması ve Dünya’nın küre şeklinde olmasının keşfiyle din adamlarına olan güvenin sarsılması ise dini sonuçlar arasındadır. Sosyal olarak da en olumlu etkilenen kesim burjuvaziler olmuştur. Burjuva sınıfında sanat ve bilimi destekleyen “messen” grubu ortaya çıkmış ve bu grup Rönesans akımının ortaya çıkmasında etkili olmuştur. Yeni kıtaların, kabilelerin ve canlıların tanınması bilime büyük bir katkı sağlamıştır.

Sonuçlar insanlık için ve Avrupa için olumluyken Osmanlı bu durumdan çok kötü etkilenmiştir. Osmanlı ekonomik olarak çok ciddi sarsılmıştır çünkü ticaret yolları önemini kaybetmiştir. Osmanlı’nın ticaretten elde ettiği gelirlerin artık olmaması ve Avrupa’nın Osmanlı’ya eskisi kadar bağımlı olmaması da Osmanlı’yı siyası açıdan da yaralamıştır. Akdeniz ticaretini az da olsa canlandırabilmek adına Avrupalı devletlerine kapitülasyonlar vermiştir ve bu durum ekonomilerini daha da kötüleştirmiştir. Sonuç olarak, Osmanlı “kapitalist” çağa uyamayıp duraklama ve dağılma devrine doğru sürüklenmeye başlamıştır.

Coğrafi keşifler; insanlık ve Avrupa için pozitif bir gelişme olmasına rağmen, Osmanlı Avrupa’nın gelişmelerine ayak uyduramayıp bu durumdan çok kötü etkilenmiştir.

Suzan R. HOFSTEDE, Şubat 2021 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ÜNİVERSİTELİ OLARAK KENDİMİ KEŞFETMEK

    Doğan Cüceloğlu’nun “Var Mısın?" adlı eserini bir buçuk sene önce okumuştum ve çok beğenmiştim. Kitabı o zaman okuduğumda üniversite sınavına hazırlık sürecinde bana yardımcı olmuştu. Kafamda meslek seçimi ve üniversite seçimi gibi şeyleri planlamıştım ancak detayları planlamamda destek olmuştu. Kitabı şimdi de üniversiteye giden bir genç gözüyle okudum ve o anda fark etmediğim başka anlamlar gözüme çarptı. Düşüncelerimi sizlerle de paylaşmayı çok isterim. “Şimdi ve burada, bir başkasının kriterlerine göre var olmaya çabalayan bir insan mısın; yoksa kendi bilincinle oluşturduğun ölçütlere göre seçimlerini yapıp eyleme geçen biri misin?” [1] Kitabın ilk sayfalarından itibaren sık sık hayallere daldım. Kendimi sorguladım. Şu anki konumumu, hayattaki duruşumu sorguladım. Başka insanların kriterlerine göre yaşamak imkânsız. Herkesi aynı anda memnun etmek mümkün değil.   İnsanlar sürekli yorum yaparlar. Sizin kişiliğiniz hakkında, duruşunuz hakkında, başarınız h...

HANGİ DERSLERİ HIGH LEVEL SEÇMEK GEREKİR?

    Hangi dersleri yüksek seviye (high level) alacağınıza karar vermek çok önemli. Özellikle de yurt dışında okuma hedefleriniz varsa okuyacağınız üniversitenin ve bölümün öğrenci alım kriterlerini dikkatlice ve detaylıca araştırmak gerekiyor. Genellikle mühendislik bölümünü tercih edenler matematik ve fizik high level seçiyorlar. Mühendis olmayacaksanız kendinizi bu kadar zorlamaya hiç ama hiç gerek yok. Gereksiz yere lise çağında çırpınmış ve hırpalanmış olursunuz. Ama mühendis olacaksanız size baştan geçmiş olsun dileklerimi iletmek isterim. Sizleri çok ama çok zor bir süreç bekliyor. Dersler çok ağır ve zor. Günü gününe çalışıp sık sık tekrar yapmanız gerekecek. Ayrıca dersleri de pür dikkat dinleyip sürekli not almanız gerekecek. IB’nin kitaplarına iyi çalışıp “questionbanks” çözümü yapmayı ihmal etmeyin. Yoksa bu işin altından kalkmak epey zor olacak. Tabii yurt dışında okuyacak olanların bir avantajı var. YKS’de herhangi bir şehirdeki herhangi bir üniversitenin pu...

GEÇİCİLİK VE KALICILIK İKİLEMİ

  Batı’nın ideal, kalıcı, hiçbir zaman bir şey olmaz algısı ve Doğu’nun yıkım, umutsuzluk ve kaos imgesi çağımızın en büyük küresel sorunlarından biridir. İnanç Avadit’in “Gülden Kale Düştü” adlı fıkrasında da 2019 yılının en güncel olaylarından “Notre Dame Katedrali yangınını” ele alırken Doğu-Batı çatışmasının çarpıcı örnekleri okuyucuya metaforlar, imgeler, ad aktarmaları, karşılaştırmalar, çatışmalar ve tartışmacı-açıklayıcı bir anlatımla sunulmuştur. “Gülden Kale Düştü” adlı başlık göze çarpan ilk metafordur. “Gül”, güzelliğin; “kale” ise kalıcılığın bir sembolü olduğundan Notre Dame Katedrali’nin tüm insanlık için ne kadar büyük ve önemli bir yere sahip olduğunu belirtmektedir. Bu yangının büyük bir önem teşkil etmesinin temel nedeni ise “kalıcılığın ve ideallerin simgesi olan Avrupa’da” bir şaheserin yanmasından dolayıdır. Bu fıkra boyunca temel ileti Doğu-Batı (geçicilik-kalıcılık) çatışması üzerinden okuyucuya aktarılmıştır. İnsanların, Avrupa’da hiçbir zaman kaosun ve...