Ana içeriğe atla

AMACIMIZ: MUTLULUK VE BAŞARI

  


Üniversite sınavına hazırlanırken süreç içerisindeki mutluluğumuzdan ziyade sonuç odaklı baksak da aslında her anın tadını çıkarabilmeliyiz. Ancak maalesef eğitim sistemimizin bir zorunlu parçası olarak en güzel geçmesi gereken lise yıllarımız perişan bir hâlde geçip gidiyor…

Bu zorlu ve hayatımızın aslında kısacık bir bölümünü oluşturan stresli zamanları atlattıktan sonra hayatımızın kontrolü tamamen bizlerin ellerinde olacak. Bir daha hiç kimse size zorla sevmediğiniz derslere çalışın diyemeyecek. Ne sizin içinizdeki çalışkan çocuklar ne öğretmenler ne de bu eğitim sistemi… Bu nedenle yapmamız gereken şey tam olarak “köprüden geçene kadar ayıya dayı demek” olmalı. Birkaç yıllığına dişimizi sıktık mı “hayallerimizin hayatına” kavuşacağız ve ileride zor zamanlar yaşasak da hiçbir zaman bu kadar can sıkıcı olmayacak. Gelecek çok aydınlık ve umut dolu bir yer gibime geliyor…

Sınavı atlatana kadar sadece “sonuç” odaklı düşünsek de gelecekteki amacımızın mutluluk ve başarı olduğunu unutmamalıyız. Hangi mesleği seçersek seçelim; hayallerimiz, hedeflerimiz ve planlarımız neler olursa olsun onlara ulaşmaya çalışırken bir daha o günlerin geri gelmeyeceğinin bilincinde olarak yaşamalıyız. Hep keyifli ve mutlu olmalıyız.

Böylesine travmatik bir çalışma temposu içerisindeyken bu tarz geleceğe yönelik umut vadeden şeyler düşünmek insana çok iyi geliyor. Ders çalışmaktan sizi alıkoymadığı sürece mental sağlığınızı korumak adına hayallere dalıp gitmek neden kötü olsun ki?..

Ayrıca insanın kendisine sık sık hayattaki temel amacının ne olduğunu hatırlatması çok önemli bence. Yoksa amaçsız bir insan; pusulasız bir gemiye, başıboş gezen bir kedi yavrusuna benzer. Bu sayede hem kendi kimliğinizi hem hayallerinizi hem hedeflerinizi hem de mutlu olmayı kendinize iş edinir ve hayatın tadını tam anlamıyla çıkarmış olursunuz.

Bu günler geçici ve bizi çok hoş yıllar bekliyor. Şimdiki eforumuz geleceğimizin bir garanti belgesini oluşturacak, o belge ile de hayatımızın amacını sadece mutluluğa ve başarıya odaklayacağız. Umut hep sizinle olsun…

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ÜNİVERSİTELİ OLARAK KENDİMİ KEŞFETMEK

    Doğan Cüceloğlu’nun “Var Mısın?" adlı eserini bir buçuk sene önce okumuştum ve çok beğenmiştim. Kitabı o zaman okuduğumda üniversite sınavına hazırlık sürecinde bana yardımcı olmuştu. Kafamda meslek seçimi ve üniversite seçimi gibi şeyleri planlamıştım ancak detayları planlamamda destek olmuştu. Kitabı şimdi de üniversiteye giden bir genç gözüyle okudum ve o anda fark etmediğim başka anlamlar gözüme çarptı. Düşüncelerimi sizlerle de paylaşmayı çok isterim. “Şimdi ve burada, bir başkasının kriterlerine göre var olmaya çabalayan bir insan mısın; yoksa kendi bilincinle oluşturduğun ölçütlere göre seçimlerini yapıp eyleme geçen biri misin?” [1] Kitabın ilk sayfalarından itibaren sık sık hayallere daldım. Kendimi sorguladım. Şu anki konumumu, hayattaki duruşumu sorguladım. Başka insanların kriterlerine göre yaşamak imkânsız. Herkesi aynı anda memnun etmek mümkün değil.   İnsanlar sürekli yorum yaparlar. Sizin kişiliğiniz hakkında, duruşunuz hakkında, başarınız h...

EHLİYET SINAVIM

    Lise hayatınız bitince ve on sekiz yaşınızı doldurunca gerçekten çok heyecanlı bir sürece atılıyorsunuz. Aşağı yukarı aynı zamanlarda üniversite sınavı, mezuniyet töreni, mezuniyet balosu ve araba kullanmaya başlama serüveni oluyor. Heyecanlı bir yaz tatili sizleri bekliyor. Haziran ayının sonu gibi liseden mezun olduk ve hayatımızın belirlendiği üniversite sınavından kurtulduk. Temmuzun başlarında da ehliyet kursuna başladım. Kursa başlama hikayem de hiç beklenmedik bir şekilde gerçekleşti. Ehliyetimi yaz tatilinde almaya kararlıydım açıkçası. Havalar bozmadan araba kullanmaya alışmak istiyordum çünkü. Ayrıca okul zamanı sürücü kursuna gitmek istemiyordum. Hazır bolca vakit varken rahat rahat kursa gidip kullanmayı öğrenmek istiyordum. Bir gün annemle sürücü kursu aramak için oturduğumuz yere yakın olan kursları gezip bilgi aldık. Bir kursta tam bilgi alırken "Dersimiz beş dakika içinde başlayacak. İsterseniz şimdi kaydolun ya da önümüzdeki ay başlayın dediler." Böyl...

FAZIL SAY İLE AYNI SAHNE

  Başlığı okudunuz sanırım. Evet, yanlış duymadınız! Dünya çapında ünlü, olağanüstü bir yeteneği olan, piyanist Fazıl Say ile aynı sahneye çıktım. Bu benim için çok ilginç bir deneyim oldu. Aynı liseden mezun olduğum kişinin kariyerini görünce heyecanlandım açıkçası. Hayallerimi hep yüksek tutmam gerektiğini gördüm. Konser 29 Ekim 2021 tarihinde oldu. Lisemizin konferanslar ve konserler için yaptırdığı ek binanın açılışını yapacaktık bu özel günde. Bu nedenle Serenad Bağcan’ı ve kendi mezunlarından Fazıl Say’ı davet etmişlerdi. Bizler ise okulun Çok Sesli Korosundan seçilen yirmi lise öğrencisiydik. On birinci sınıfa gidiyordum. Haftalarca prova yaptık bu konser için. Konser sırasında detone olmamak ve şarkıların sözlerini karıştırmamak için sıkı bir çalışma yapmıştık. Konser akşam 20.00’de olacaktı. Öğlen saatlerinde Fazıl Say ve Serenad Bağcan ile tanışma ve kısa bir prova yapma imkânını elde ettik. Söyleyeceğimiz birkaç parçayı hızlıca çalı...