Ana içeriğe atla

İŞTE ÖĞRENCİLİK: BAŞARININ SIRRI

                                                        


Başarılı bir öğrenci olmanın sırrı dersi derste dinlemektir. Derste başka şeylerle uğraşıp, daha sonradan ne kadar çalışırsanız çalışın, derste dinlediğiniz zamanki kadar başarılı olamazsınız. Ama ben dersi dinleyin sonra hiç defterin kapağını bile açmayın demiyorum. Test de çözmelisiniz, defterinizi ve kitabınızı da okumalısınız. Eğer bunları yaparsanız kesin başarılı olursunuz.

Herkesin kendine göre bir çalışma tekniği vardır. Mesela ben test çözerek pratik yapıyorum. O zaman konuyu çok iyi kavrıyorum.  Bir de üstüne okulda yaptığınız ödev, quiz ya da ara değerlendirme tarzı şeyler yapıyorsanız bunları sınav öncesinde mutlaka tekrar edin. Konuyu anlamanın en basit yolu budur eğer siz de benim gibi test çözerek geliştiriyorsanız.

Bazılarınınki ise özet çıkarmak. Ben arada sırada denemiştim. Fen, Türkçe ve matematikte pek işe yaramasa da bence İngilizce, din ve sosyal ya da tarih derslerinde çok işe yarıyor. Özet çıkarmayı bir gün öncesinden yapmaya sakın başlamayın. Onun yerine test çözmek ya da defterinizi, kitabınızı okumak daha faydalı olacaktır. Tabii konunuz kısaysa dilediğiniz gibi ders çalışabilirsiniz.

Türkçe dersine en iyi bol bol kitap okuyarak çalışıldığını düşünüyorum. Bu nedenle okuldaki aylık zorunlu kitabınızı ya da kitaplarınızı okumayı asla ihmal etmeyin. Eğer zorunlu kitabınız yoksa mutlaka ayda en az bir kitap okuyun. Onun dışında defteri tekrar etmeniz yeterli olacaktır Türkçe için. İsterseniz ekstradan test de çözmek işinize yarayacaktır soru tiplerini önceden görmek açısından.

En faydalı çalışma yöntemi, ama muhtemelen birçoğumuzun uygulamadığı bir yöntem var. İşlediğiniz konu hakkında soru yazmak. Bütün hocalar her gün okulda yaptıklarınızı tekrar edin der. Bu, çok doğru. Her akşam yapamasanız bile sınav öncesinde o konular ile ilgili soru yazmak çok faydalı olacaktır. Konun pekişmesine de yardımcı olur mutlaka. Bu çalışma yöntemini hepinize tavsiye ederim.

Gördüğünüz gibi pek çok çalışma yöntemi var. Bu yöntemlerden, hatta burada yazmayan farklı yöntemlerden bile yararlanabilirsiniz. Hepsini deneyin, en sevdiğinizi seçin.

 

 Suzan Rojin HOFSTEDE

Aralık, 2017

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

HANGİ DERSLERİ HIGH LEVEL SEÇMEK GEREKİR?

    Hangi dersleri yüksek seviye (high level) alacağınıza karar vermek çok önemli. Özellikle de yurt dışında okuma hedefleriniz varsa okuyacağınız üniversitenin ve bölümün öğrenci alım kriterlerini dikkatlice ve detaylıca araştırmak gerekiyor. Genellikle mühendislik bölümünü tercih edenler matematik ve fizik high level seçiyorlar. Mühendis olmayacaksanız kendinizi bu kadar zorlamaya hiç ama hiç gerek yok. Gereksiz yere lise çağında çırpınmış ve hırpalanmış olursunuz. Ama mühendis olacaksanız size baştan geçmiş olsun dileklerimi iletmek isterim. Sizleri çok ama çok zor bir süreç bekliyor. Dersler çok ağır ve zor. Günü gününe çalışıp sık sık tekrar yapmanız gerekecek. Ayrıca dersleri de pür dikkat dinleyip sürekli not almanız gerekecek. IB’nin kitaplarına iyi çalışıp “questionbanks” çözümü yapmayı ihmal etmeyin. Yoksa bu işin altından kalkmak epey zor olacak. Tabii yurt dışında okuyacak olanların bir avantajı var. YKS’de herhangi bir şehirdeki herhangi bir üniversitenin pu...

GEÇİCİLİK VE KALICILIK İKİLEMİ

  Batı’nın ideal, kalıcı, hiçbir zaman bir şey olmaz algısı ve Doğu’nun yıkım, umutsuzluk ve kaos imgesi çağımızın en büyük küresel sorunlarından biridir. İnanç Avadit’in “Gülden Kale Düştü” adlı fıkrasında da 2019 yılının en güncel olaylarından “Notre Dame Katedrali yangınını” ele alırken Doğu-Batı çatışmasının çarpıcı örnekleri okuyucuya metaforlar, imgeler, ad aktarmaları, karşılaştırmalar, çatışmalar ve tartışmacı-açıklayıcı bir anlatımla sunulmuştur. “Gülden Kale Düştü” adlı başlık göze çarpan ilk metafordur. “Gül”, güzelliğin; “kale” ise kalıcılığın bir sembolü olduğundan Notre Dame Katedrali’nin tüm insanlık için ne kadar büyük ve önemli bir yere sahip olduğunu belirtmektedir. Bu yangının büyük bir önem teşkil etmesinin temel nedeni ise “kalıcılığın ve ideallerin simgesi olan Avrupa’da” bir şaheserin yanmasından dolayıdır. Bu fıkra boyunca temel ileti Doğu-Batı (geçicilik-kalıcılık) çatışması üzerinden okuyucuya aktarılmıştır. İnsanların, Avrupa’da hiçbir zaman kaosun ve...

YENİŞEHİR’DE BİR ÖĞLE VAKTİ: SAHTE AYDINLAR VE EĞİTİMİN ÖNEMİ

    Toplumda farklı kesimlerden insanların farklı hayat görüşleri ve bakış açıları olduğundan eğitime bakış kişiden kişiye göre değişmektedir. Kimileri eğitimin gereksiz olduğunu düşünürken kimileri de toplumdaki statüsü için içselleştirilmemiş bilgilerin büyük bir önemi olduğuna inanmaktadır. Sevgi Soysal’ın “Yenişehir’de Bir Öğle Vakti” adlı eserinde, sahte aydın eleştirisi ve eğitimin yozlaşması tipleştirmeler, diyaloglar, iç monologlar ve çatışmalar üzerinden okuyucuya aktarılmaktadır. Hatice Hanım, eğitim sisteminin en kötü noktasını temsil eden, baskıcı bir emekli öğretmendir. Bu tipleştirme ile oldukça sert bir biçimde eğitimin yozlaşması eleştirisi yapılmaktadır. Hatice Hanım’ın eğitim ile ilgili düşüncesi, üstünlük sağladığıdır. Öğretmen olarak her istediğini yaptırmaya alışkındır ve eğitimde şiddetin olması gerektiğine inanmaktadır. İnsanlara her istediğini yaptırmak istediği ve kendisini üstün gördüğü şu alıntıdan anlaşılmaktadır: “Korkmuyordu satıcı. Oysa korku...