Ana içeriğe atla

VERİMLİ YAZARLIK DÖNEMİ

 

·    


Her yazarın çok verimli olduğu dönemler vardır. Genellikle aşk acısı çekildiği zaman ya da hayatlarında ilgi çekici ve eğlenceli bir olay olduğu zaman bu dönem onları bulur. Tüm dünya için bilim kurgu filmleri ve kitapları gibi olan bir dönem, benim “verimlilik çağım” oldu. Bu esrarengiz zaman dilimi ise pandemideki tam kapanma dönemi…

Şu anda büyüme çağında olduğum için -tam kapanma zamanında liseye yeni başlamıştım ve lisemin ilk iki yılını evde geçirdim- belki ilgi alanlarımı daha bilinçli keşfetmeye başladım o dönemde. Belki de boş vaktim arttığı için her geçen gün daha fazla kitap okumam benim verimliliğimi artırdı. Bir başka etken ise her akşam haberleri izlediğimde dünyada yepyeni akla hayale gelmeyecek gelişmelerin yaşanmış olması olabilir. Bunun nedenini hiçbir zaman bilemeyeceğimin farkındayım ama bu verimlilik, “yazarlığın” ileride kesinlikle olacağım meslekler listesine girmesini sağladı.

Edebiyata, yazmaya ve felsefeye olan bu ilgimi keşfettikten sonra kendimi bu alanda geliştirmek için her şeyi denemeye başladım: Farklı dillerde bloglar açtım, kitaplar yazmaya başladım, yazarlık hakkında yazılar ve kitaplar okumaya başladım, pandemi bitip okula döndüğümde yazarlık ile ilgili tüm kulüp çalışmalarına ve etkinliklerine katıldım. Üniversiteye geçince de bu tarz etkinliklere katılarak kendimi hep geliştirmeye devam etmeyi planlıyorum.

Bu verimlilik çağı; insanın sadece yazma isteğini, yazma ve konu bulma hızını artırmıyor. Ufkunu genişletip kendi özünü farkına varmaya da yarıyor. Kendinizi tanımadan başka karakterlere bürünemeyeceğinize göre yazarlık yapmanız da mümkün olmayacaktır. Bu nedenle, en kısa sürede ve ilk fırsatta sizler de bu çağınızı yakalamalı ve bu maceranıza doludizgin devam etmelisiniz…

Suzan R. HOFSTEDE

1 Nisan 2022


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ÜNİVERSİTELİ OLARAK KENDİMİ KEŞFETMEK

    Doğan Cüceloğlu’nun “Var Mısın?" adlı eserini bir buçuk sene önce okumuştum ve çok beğenmiştim. Kitabı o zaman okuduğumda üniversite sınavına hazırlık sürecinde bana yardımcı olmuştu. Kafamda meslek seçimi ve üniversite seçimi gibi şeyleri planlamıştım ancak detayları planlamamda destek olmuştu. Kitabı şimdi de üniversiteye giden bir genç gözüyle okudum ve o anda fark etmediğim başka anlamlar gözüme çarptı. Düşüncelerimi sizlerle de paylaşmayı çok isterim. “Şimdi ve burada, bir başkasının kriterlerine göre var olmaya çabalayan bir insan mısın; yoksa kendi bilincinle oluşturduğun ölçütlere göre seçimlerini yapıp eyleme geçen biri misin?” [1] Kitabın ilk sayfalarından itibaren sık sık hayallere daldım. Kendimi sorguladım. Şu anki konumumu, hayattaki duruşumu sorguladım. Başka insanların kriterlerine göre yaşamak imkânsız. Herkesi aynı anda memnun etmek mümkün değil.   İnsanlar sürekli yorum yaparlar. Sizin kişiliğiniz hakkında, duruşunuz hakkında, başarınız h...

HANGİ DERSLERİ HIGH LEVEL SEÇMEK GEREKİR?

    Hangi dersleri yüksek seviye (high level) alacağınıza karar vermek çok önemli. Özellikle de yurt dışında okuma hedefleriniz varsa okuyacağınız üniversitenin ve bölümün öğrenci alım kriterlerini dikkatlice ve detaylıca araştırmak gerekiyor. Genellikle mühendislik bölümünü tercih edenler matematik ve fizik high level seçiyorlar. Mühendis olmayacaksanız kendinizi bu kadar zorlamaya hiç ama hiç gerek yok. Gereksiz yere lise çağında çırpınmış ve hırpalanmış olursunuz. Ama mühendis olacaksanız size baştan geçmiş olsun dileklerimi iletmek isterim. Sizleri çok ama çok zor bir süreç bekliyor. Dersler çok ağır ve zor. Günü gününe çalışıp sık sık tekrar yapmanız gerekecek. Ayrıca dersleri de pür dikkat dinleyip sürekli not almanız gerekecek. IB’nin kitaplarına iyi çalışıp “questionbanks” çözümü yapmayı ihmal etmeyin. Yoksa bu işin altından kalkmak epey zor olacak. Tabii yurt dışında okuyacak olanların bir avantajı var. YKS’de herhangi bir şehirdeki herhangi bir üniversitenin pu...

GEÇİCİLİK VE KALICILIK İKİLEMİ

  Batı’nın ideal, kalıcı, hiçbir zaman bir şey olmaz algısı ve Doğu’nun yıkım, umutsuzluk ve kaos imgesi çağımızın en büyük küresel sorunlarından biridir. İnanç Avadit’in “Gülden Kale Düştü” adlı fıkrasında da 2019 yılının en güncel olaylarından “Notre Dame Katedrali yangınını” ele alırken Doğu-Batı çatışmasının çarpıcı örnekleri okuyucuya metaforlar, imgeler, ad aktarmaları, karşılaştırmalar, çatışmalar ve tartışmacı-açıklayıcı bir anlatımla sunulmuştur. “Gülden Kale Düştü” adlı başlık göze çarpan ilk metafordur. “Gül”, güzelliğin; “kale” ise kalıcılığın bir sembolü olduğundan Notre Dame Katedrali’nin tüm insanlık için ne kadar büyük ve önemli bir yere sahip olduğunu belirtmektedir. Bu yangının büyük bir önem teşkil etmesinin temel nedeni ise “kalıcılığın ve ideallerin simgesi olan Avrupa’da” bir şaheserin yanmasından dolayıdır. Bu fıkra boyunca temel ileti Doğu-Batı (geçicilik-kalıcılık) çatışması üzerinden okuyucuya aktarılmıştır. İnsanların, Avrupa’da hiçbir zaman kaosun ve...